Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GEREKSİZCE DEĞİŞTİRİLMEK

            GEREKSİZCE DEĞİŞTİRİLMEK     Hayatlarımızın döngüsü hep, birilerine veya bir şeylere takılarak yarım kalıyor. Kendimiz bile olmaktan arınıyoruz çoğu zaman. İnsanlara, kişilere kendini beğendirme , kabul ettirme çabası ne çok. Diğerleri de hazır desek olur. Bizler çok severiz her şeye yorum yapmayı, eleştirmeyi ve benleştirmeyi. Sanki herkes aynı özellikleri taşımak zorunda gibi davranırız. Ne dinlemeyi biliriz çoğu zaman ne de ötekileştirmemeyi. Çevremizden çok alışmışız yorum alarak yaşamaya. Adı kendimiz gibi davranmak olmuyor o zaman. Başkasının kurguladığı gibi davranmak oluyor. Lakin her bilinç bunun farkında değil. Diyorum ya bizim insanımız çok alışmış kendisi gibi görünüp başkası gibi olmaya.      Eğitimlisi, cahili hiç fark etmez. Yargılama ve karşındakini değiştirmeye çalışmayı bırakmalı insanoğlu. Sonuçta her canlının bir kimliği ve benliği var. Saygı duymakla başlıyor öz. Küçümsemekten ve hata bularak bakma...

ANNE

Resim
                          Anne. Kelime olarak bile ne yumuşak bir tınısı var,dilden dökülürken. Herkesin sahip olduğu ama kıymetle kıymetsizlik arası gelip gidici duygularda seslendiği sözcük. Kimilerinden çocuk azarında çıkan "ANNEEE", kimilerinden güzel ve kibar dökülen "ANNECİĞİM". Kelime aynı ama beynin ve kalbin birleştirdiği yerdeki çıkış çok farklı. İnsan dilinden çıkarırken katıyor sözcüğe anlamını. Ben pek kattığımı da sanmıyorum.  Benim gibi nicesi de var eminim.         Anne olmak ne demek? Bunu yorumlamak her kişinin harcı mı? Onu da  bilmiyorum. Bildiğim Annenin ailenin bütün temel direklerini elinde tutan kişi olduğu. Anne yapıcı ve olumlu ise aile de çıkmaz sokak yok.Anne kendi hesaplaşmalarını bitirememişse aile karmaşık ve düzensiz.İkincisine çokça şahit olduğumu biliyorum. Cehaletin hata yaptırdığı ve bunu bir türlü kabul edemeyen bir annenin evladıyım ben. Sevgi pah...
GEÇMİŞE DÖNÜŞLER    İnsan yıllarını geride bırakırken, bir de yaş kemale ermişse ne çok hesaplaşma içine giriyor. Bu geç kalınmış dönüşler acıtıyor içini. Gençlikteki düşüncelerde hatalar ne çok. Ne çok yanılmışız , ne de çok hatalara savrulmuşuz bu düşünüşlerde. Ne gereksiz ve boş detaylarla harcamış ve bitirmişiz aşklarımızı , hayatlarımızı.    Bu kadar sınırda kalmamalı insan. Yüreğindekini, özündekini dibine kadar anlatabilmeli karşısındakine; her kim varsa. Bu anne olur, sevgili, eş yada kardeş olur. Hiç fark etmez.  Duygular yaşandıkça çoğalmıyor mu? İçinde yaşaya yaşaya, içinde kura kura bitirmiyor muyuz caaanım güzellikleri. Her insana bir anlatma yolu var içinde kalanları. Anlatmak! Anahtar kelime bu işte.  Yargılanmayı, yanlış anlaşılmayı göze alarak anlatmaya başlamak gerek . Bir şeylerden, bir yerlerden. İçimize susa susa ve itirafsız , yalan yanlış kusa kusa soğutuyoruz birilerini kendimizden. Sonra gelsin pişmanlıklar ve  zamansız yaka...

DOSTLUĞA DAİR

                 Yaş ne zaman bu yaşa geldi, hayatının her milimetre karesinden kimler geçti hatırlıyor musun? Ya da hatırında kimler kalmayı başardı ve kaç kişiler. Silinip gittiler mi? Ömrünün bir yerinde görüntü olarak mı kaldılar? Bunların ne kadar farkındasın? Ya da bu insanlar için beyninde  ne kadar  farkındalık yaratmayı başardın.            Cevaplar kişiye özel. Farklı hayatlar ve hayatlara dahil olan farklı kişilikler. Bir insanın yüz arkadaşı olabilir ama bu yüz insan o bir kişiyi farklı yorumlar. Kimisi için bir dost, kimisi için bir tanıdık kimisi için de sadece birisi olarak tanımlanırsın.  Dost olarak göreni  belki sen birisi olarak , birisi olarak göreni de dost olarak görürsün. İnsanın insanı yorumlaması  ne çok farklılık gösterir. Bir isim belirlemek adına bile olsa.                           Birine dost...

UMUDA DAİR

Resim
         KADINA VE ERKEĞE  DAİR     Bir yere ait olmak ve bunu koşulsuz şartsız hissedebilmek. Eksilmeden, yanılmadan ve kimsesizlik duymadan. Ne çok kimsesi  olan ama dört duvara boş gözlere bakan, ne çok kimsesiz insanlar. Kimisi kadın, kimisi erkek,  insan gölgesiyle aydınlanmamış karamsar yüzler. Hayallerin sunduğu yalan hayatlar,yaşantıda olan boşlukta ki gerçekler. Ezilmiş egolarını başka insanlarda törpüleyen düşüncesizler.     Kaçımız her güne bir umutla başlayıp yeniden yeniden kaybolmuyoruz. Hep anlaşılamamak hep anlatamamak, yüreğiyle dinleyene hasret olmak. Ve bu döngüde gitmekkk gelmekkk.      Kadınlar anlaşılamamaktan erkekler anlatamamaktan bu kadar muzdaripken noktayı nereye koyacağımı bilemiyorum ki. Biz kadınların en büyük hatası çok lafla az şey anlatma yeteneği. Ve alışılmış olanı  duymaktan bıkmış olan biz. "DIRDIRCI KADIN." Demeyin bunu kardeşim. Siz dinlemeyi anlamayı bilmezken biz ...
                        BASİRETSİZLİK BU OLSA GEREK     Çalışma hayatına uzun zaman ara vermiş biri olarak pişmanlığın hat safhasındayım. Şimdi iş arıyorum sonuç ; yok.. yok... yok... Haaa dönüşler oluyor da onlarda bana uymuyor. Sanırım kırk yaş üstü insanlar yaşlı kategorisine alınmış da benim haberim olmamış. Tabiii bizim gibi yetişmiş kalifiye elemanın ekonomik beklentileri işverenlerin gözünü korkutuyor sanırım. Pişmanlığım işimi değişik bahanelere bağlayarak bırakmak oldu.     İş ararkene öğrendiğim tek şey kimseden kimseye hayır yoook. Zamanında yardımcı olduğumuz çömezler adam olmuşlarda hava basıyorlar. İş aradığımı söylediğimde sanıyorum ki canlarını istiyorum. Vallaha billaha korktum. İnsan bu kadar da ne oldum demez ki. Daha dün Apla deyip Abla demeyi öğrettiklerimiz bizi beğenmez olmuş. Bana ne iş ya-pa-bi-lir-sin dediler mi zıvanadan çıkıyorum. Kardeşim daha dün seraları gezerken bitkilerin h...